Beraber yaşama tutkusu Allah c.c kainatı yaratırken onun içinde nice varlıkları da var etmiştir.Her gezegen kendi yörüngesinde nasıl dönüyor ve Alla c.c dan aldığı emir üzerine nasıl hareket ediyorsa diğer canlılar da öylece kendi eksenleri etrafında yani kendi vazifelerini göz önüne alarak hareket ediyorlar.Peki en güzel yaratılan insan da acaba kendisine tevdi edilen görev bilinci içerisinde yaşıyor mu.Varlık ile yokluk arasında ince bir çizgiye sahip olan insan bunu idrak edebiliyor mu acaba. Aynanın karşısına geçince nede yakışıklıyım deyip gururlanmak yerine Allah beni ne güzel yaratmış, ama bu yaratılışın bir istek , arzu ve sorumluluğunun olduğunu kavrayabiliyor mu.Şeytanı helak eden gurur idi değil mi, peki aynanın karşısına geçip yaratılışta ki sorumluluğu düşünme yerine saçlarımı hangi tarafa tarasam daha yakışıklı olurum diye düşünen insanlara ne demeli. “O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (67/Mülk, 2) Mevla’dan gelen bu uyarıcı ayet bizleri gerçekten uyarıyor mu yoksa belki de bir çoğumuz bundan habersiz miyiz.
Ey İnananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunu-zu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, in-sanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendile-rine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendile-rine buyrulanları yerine getiren pek haşin me-leklerdir.”(66 Tahrim, 6) Evet bizler sadece kendimiz için değil aynı zamanda ehlimiz yani sorumluluğumuzda bulunanlar içinde zaman ayırmak , onları düşünmek durumunda olan insanlarız. Beraber yaşama deyince sadece nefsin arzu ve isteklerine göre bir hayat aklımıza gelmemeli, aynı zaman da komşularımıza karşı ne kadar faydalı olduğumuz yada ne kadar faydalı olmadığımızı da düşünmeliyiz.Sosyal hayatta mutlu olabilmek insanın sadece kendisinin mutlu olmasıyla orantılı değildir,bunun la beraber etrafınızdaki insanlarda mutlu olmalı ki sizler de mutlu olabilesiniz.
Mutluluk sadece dünyayı kapsıyorsa bu mutluluk yeterli bir mutluluk olamaz.Allah tela kendisinin başlangıcının ve sonunun olmadığından bahsederken insanlara bir önemli noktayı da hatırlatıyor adeta. Sonsuz olan Rab sonsuz mutluluğu yakalayabilmek için iyi çalışmanın gerekliliğinden bahseder, o çalışma ve yaşama tutkusu sadece insanın kendisini kapsamaması kendisiyle beraber diğer çevre insanları da kapsaması hatta tüm varlılıklara ulaşmayı anlatır bizlere.İşte insan, hayatını bu düzen üzerine kurmalı ki beraber yaşamanın gerekliliğini anlamış ve tasdik etmiş olsun.
Bindiğiniz gemi batıyorsa sadece diğerleri değil sizde o gemiyle batacaksınız demektir. Öyleyse bulunduğunuz gemiyi batırmamak için oradaki insanlara verebileceğiniz ne varsa vermeli ve onları kazanmalısınız.
Kendi yuvasında bile beraber yaşama sevincini bulamayan insanlar kimlere yardımcı olabilirler ki.
Sevgiden yoksun kalpler kime sevgi dağıtabilir ki, adaletten yoksun olanlar kimlerin haklarını düşünebilir ki.
Bunun için değimlidir ki, bu gün evlenmeden ayrılan eşler, başlamadan bitirilen işler, sevmeden nefret edilen hayatlara hep şahit oluruz.
Kendinize yeniden bakın, tanımlayın kendinizi, boş olmadığınızı anımsayın ve size verilen insani görevin bilincine haiz olmaya çalışın.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Mehmet Yaşar Ayaz
Leerdam -Hollanda 22-08-2008