Hayata sil bastan bakabilmek


Değerli dostlar sevgi nedir, nasıl yakalanır, başkalarına tanınan teloranslar onu azaltır mı yoksa çoğaltır mı diye bir sürü sorular geliyor aklıma şu kavga ve çekişmelerin yaşandığı günlerde.

Gerçekten sevgi var mı içimizde yoksa öyle görünmeye mi çalışıyoruz, yani çevremizi ve kendimizi kandırmaya mı aday olmuşuz bu da ayrı bir soru olarak takılıyor kafama. Acaba insan kendisini hala tanıyamamış bir varlık mı, en azından tanıyamayanlar mı var hayatta.

Yoksa biz sevgiyi sadece bizim olursa mı seveceğiz, bu da ayrı bir soru… Neden insan bu kadar eli sıkı acaba, neden her şeyi kendisi için ister, dinde böyle bir anlayış var mı ki.

Evet sevgi, sevmek, hoş karşılamak, gülümsemek, merhaba diyebilmek, gönülden bağlanmak, her şeyi olduğu gibi kabul etmek şeklinde anımsanabilir.Tariflerin içinde bunları bulabiliriz.Çok zengindir aslında sevgi, ama nedense sevgiyi kullanacak olan insan bunu bir köşeye sıkıştırmaya çalışır adeta.

Bizler karşımızda ki insanların anlayış ve inanışları ne olursa olsun onlara insan oldukları için değer verebiliriz, hatta değer vermeliyiz, öyle değil mi.Karşımızdakilere değer vermekle acaba bizim değerimizden bir şeyler eksilir mi ne dersiniz, yoksa değerimiz artar mı. Kanaatim o ki insanlara verdiğimiz değer ölçüsünde bir değer buluruz aslında.Öyleyse insana değer vermekten neden kıskanırız ki kendimizi.Allah bile en değerli yaratmışken insanı. Çekişmeler, kavgalar insana bir şey kazandırmaz, düşmanlıktan başka, öyle değil mi yanılıyor muyum acaba.

İçimizde sevgi varsa şayet onu herkes için bir nimet olarak kullansak nasıl olur, kazançlı çıkmazmıyız, Allah ve kullar katında.Şayet içimizde sevgi yoksa o zama kendimizi bir mahasebeye çekmemiz gerekmez mi, neden böyleyiz diye.Hasta olan insan sağlığı için nasıl doktora gidiyorsa biz de sevgi yoksunluğunda tedavi altına alınmamız gerekmez mi.

Yoksa bizler yaratılış gayemizin sadece dünya değil ahirette de geçerli olacağının farkına varamadık mı hala.Şayet yaratılışımızı anımsamadıysak onun için de gözlerimizi hayata ibretle yeniden , sil bastan çevirmemiz gerekmez mi.Kim kalmiş ki şu fani alemde, Karun, Firavun, ebu Lehepler bunlar geliyor bir taraftan aklıma, diğer taraftan da Peygamberim ve tüm peygamberlerle beraber Allah’ın dostları, onlarda kalmadılar ki, onlarda ebediyete göç ettiler sonbaharda solan çiçekler gibi, bize mi kalacak sanki bu dünya.

Dostlar, bize de kalmayacak kimseye kalmadığı gibi bu dünya. Öyleyse ayrımlar, kavgalar, kırgınlıklar, huzur bozucu ortamlar neden ki, yazık etmiyor muyuz kendimize, ailemize, insanlarımıza.

Hayata yeniden bakalım, yeniden kuralım düzenimizi, evimizde sokağımızda , her yerde.Bu kuruluşun adı muhabbet olsun ,içtenlik olsun, olduğumuz gibi görünmek olsun, sevgi olsun.

Yanlışlarımız, kusurlarımız, hatalarımız değerlendirilecek Allah katında, biz onları Allah ile kul arasında bırakarak ayrıştıralım kendimizi tüm bize yakışmayan hastalıklardan. O zaman daha mutlu ve yarınlara daha umutla bakabileceğiz inşallah.

Sevgiyle ,muhabbetle kalın.

Mehmet Yaşar Ayaz
Leerdam –Hollanda
08-06-2008