Ramazan Ayı

 Ramazan ayı ve onu önemli kılan oruç, derinliklerden gelen bir tutku oluyorsa ,o ,insanı Allah’a yaklaştıran bir ibadet olur elbet. İnsan, tüm ibadetlerde en güzel olan mutluluğun özlemini çekmeli, yani ibadetler bizi dünya hayatında ve ebediyette mutlu kılmalı,zaten biz bunun için ibadet etmiyormuyuz.Kulun Allah’a olan yönelişinin ardında onun rızasını kazanmak yokmudur, ibadetler sadece dünyalıkmıdır yoksa sadece ahiret için midir , yoksa her ikisini de kapsamalı değilmi.

Zaten din insanı dünya ve ahirette mutlu kılmak için vardır.Dinin gayesi sosyal ortamı hazırlamak, insanlar arasında ki sınıf farkını kaldırmaktır.Din insanın mutluluğunu hedeflemektedir, kulunu, annenin yavrusunu sevmesinden daha fazla seven Mevla, kuluna bu pencereden bakmaktadır.Allah sizi sevecekse şayet önce siz ona yönelmelisiniz..Sevgi karşılıklı olur, karşılık bulmayan sevgi zamanla körelir, Allah’ın size verdiği değere vakıf iseniz , ve karşılığında sizde o yüce yaratıcıyı seviyor ve hayatınızı onun size sunduğu mutluluk için, dini baz alarak yaşıyorsanız işte mutluluk yolunu yakaladınız demektir.

Ramazan ayı ve içerisinde bulunan oruç, insanın bu mutluluğu ve Rabbiyle olan bağlantısını kuvvetlendirmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir.İçerisinde büyük fırsatların bulunduğu oruç ayını müminler çok önemsemeli, normal gün ve aylardan tamamen arındırarak ona başka bir önem atfetmelidirler.Her zaman ele geçmeyecek imkanları iyi değerlendirmeli ve oruç ayı mümin için temizlenme ayı olmalıdır.

Berat gecesi ile başlayan kurtuluşu mümin iyi anlamalı ve içerisinde bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesine müthiş bir hazırlık yapmalıdır.Hz Alinin namaz vakti yaklaştığında renginin değiştiği gibi kadir gecesi aşkı müminin de renginin değişmesine sebep olmalı ve onu büyük bir heyecanla beklemelidir.İşte bu heyecan ve bu bekleyiş Mevla’nın kuluna olan ikramına verilen değeri ifade eder ki, o da kulun Allah’a olan iştiyakıyla paralel orantılıdır.

Mümin bu üç aylar mevsimini, bilhassa Ramazan ayını böyle anlamalı ve bu ay içerisine boş bir zamanın olmadığının farkında olmalıdır. Namazda, oruçta, zekatta, iş hayatında ve hatta yolda gezerken dahi oruç ibadeti kendini hissettirmelidir mümine.

Hülasa Allah’ın bir rahmet ve bereket olarak ve sevgisinin de bir tezahürü şeklinde ki bu hediyeleri kul iyi anlamalı ,iyi değerlendirerek, olur ya belki seneye bu günlere kavuşamayacağı ilkesinden zamanı iyi kullanma yolunu tutmalıdır. Dün elden uçmuş, yarına kimin kavuşacağı belli değil, öyleyse yaşadığınız günü iyi değerlendirmelisiniz.

Selam ve muhabbetlerimle…

Mehmet Yaşar Ayaz

Leerdam Hollanda

30-08-2008